Eğer bu sayfayı hızlıca kapatmanız gerekiyorsa, bu alana tıklayabilirsiniz. Google arama motoruna yönlendirilirsiniz. Click here to rapidly close this page. The page will be forwarded to Google homepage.
HIZLI QUICK
ÇIKIŞ ESCAPE
METNİ BÜYÜT LARGER TEXT
METNİ KÜÇÜLT SMALLER TEXT

Cinsel Şiddet; Tanımı, Türleri, KavramlarSexual Violence; Definition, Types, Concepts

Cinsel şiddet farklı koşullarda ve biçimlerde gerçekleşebilir. Ancak cinsel şiddet nereden ve nasıl gelirse gelsin değişmeyen tek gerçek şudur: Cinsel şiddet hiçbir zaman, şiddete maruz bırakılanın hatası ya da suçu değildir. Şiddet failin hatasıdır ve onun seçimleri sonucu gerçekleşir.

Farklı kaynaklarda birbirine yakın cinsel şiddet tanımlarıyla karşılaşabiliriz. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir;

  • Cinsel şiddet, bir bireyin açık ve belirgin onayı olmadığı halde gerçekleşen cinsel temas veya cinsel davranışları tanımlar. RAINN – Amerika’nın en büyük ulusal cinsel şiddetle mücadele platformu.

  • Cinsel şiddet, onay almaksızın, onay inşa ederek veya onay almanın söz konusu olamayacağı durumlarda kişinin/kişilerin uyguladığı, cinselliğe yönelik teşebbüs ve tehdit içeren her türlü eylem, davranış ve müdahaleyi tanımlar. Cinselliğin araç olarak kullanıldığı ya da kişinin cinsiyetini, cinsel kimliğini, cinsel yönelimini, toplumsal cinsiyetini veya toplumsal cinsiyet ifadesini hedef alan, onayın var olmadığı, istenmeyen, gerçekleşmiş, teşebbüs edilmiş, tehdit boyutunda kalmış eylem ya da davranışlardır. Eylem gerçekleşmiş bir eylem olabilir, gerçekleşmemiş ve girişimde kalmış olabilir. Cinsel şiddete yönelik gözdağı, şantaj ve farklı tehdit davranışları olabilir. Bir kişinin bedensel ve/veya cinsel bütünlüğüne yönelik bir müdahale de olabilir. Örneğin cinsel sağlığı tehdit eden bir müdahale, üreme sağlığı ile ilgili ilaç ve hizmetlere erişimin engellenmesi, cinsiyet kimliğine karşı yapılan zorunlu operasyonlar gibi. Kişi alkol veya uyuşturucu etkisi altında ise, bedensel veya zihinsel/ruhsal olarak onay vermekte yetersiz durumda ise, kişinin ilaç vb. madde ile direnci kırıldı ise, çocuk ise (18 yaşın altında ise); hayvan ise onay almak söz konusu olamaz. CİNSEL ŞİDDETLE MÜCADELE DERNEĞİ

  • Cinsel şiddete maruz bırakılan kişi ile failin tanışıklığı veya ilişkisi olup olmadığına bakılmaz. Cinsel şiddet ev veya işyeri dahil olmak üzere herhangi bir yerde, herhangi bir koşulda gerçekleşebilir. Herhangi birinin bir başka kişinin cinselliğine yönelik ve baskı kullanarak uyguladığı her cinsel davranış, cinsel davranış elde etme amaçlı girişim, istenmeyen cinsel yorum veya flörtöz yaklaşım veya ticari veya farklı amaç içeren eylem, cinsel şiddettir. Cinsel şiddet, baskı uygulamayı; çok geniş bir yelpazede ve çeşitli derecelerde güç kullanımını içerebilir. Fiziksel güç kullanımı dışında, duygusal tehdit ve gözdağı, şantaj veya farklı tehditler de içerebilir. Örneğin; fiziksel zarar vermekle, işten atmakla veya başvurulan işe almamakla tehdit etmek gibi. Cinsel şiddete maruz bırakılan kişi onay veremeyecek durumda olduğunda da gerçekleşebilir. Örneğin; sarhoşken, uyuşturucu etkisi altında iken, uyurken veya zihinsel-ruhsal olarak durumu idrak edemeyecek durumda olunduğunda. WHO – DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ

  • Cinselliğin kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak ve cezalandırmak amacıyla bir şiddet aracı olarak kullanılmasına “cinsel şiddet” denir. Kadınlara kocaları, babaları, diğer erkek akrabaları, partnerleri, erkek arkadaşları, iş hayatındaki erkekler vs cinsel şiddet uygulayabilmektedirler. Bu erkeklerin büyük çoğunluğu ise, sanılanın aksine, kadınların tanımadığı erkekler değil iyi tanıdıkları ve güvendikleri erkeklerdir. MOR ÇATI KADIN SIĞINAĞI VAKFI 

Cinsel şiddetin bilinen türleri cinsel taciz, cinsel istismar ve tecavüzdür.

Bu kavramlar hukuksal terim olarak farklılaşabilir. Türk Ceza Kanunu’nda cinsel şiddet suçları şu terimlerle sınıflandırılır;

  • Cinsel Taciz: Temas içermeyen sözle, gözle, vücut diliyle, posta veya elektronik haberleşme araçlarıyla gerçekleştirilen rahatsız edici cinsel eylemler. (Ceza maddesi: TCK 105)
  • Cinsel Saldırı: Temas içeren ve istenmeyen dokunuşlar, tecavüz girişimi, birini oral seks, penetrasyon gibi cinsel davranışlara zorlama. (Ceza maddesi: TCK 102)
  • Nitelikli Cinsel Saldırı: Tecavüz. (Ceza maddesi: TCK 102/2)
  • Çocukların Cinsel İstismarı: Yetişkinlerden çocuklara yönelen tüm cinsel davranışlar, çocukların evliliğe ya da fuhuşa zorlanması, pornografik materyaller ve ticari amaçlarla çocukların sömürülmesi vb. (Ceza maddesi: TCK 103)

Cinsel şiddet cinsellikle değil, güç kullanımı ile ilgilidir.

Güç kullanımı nedir?

Güç kullanımı (zor kullanmak) her zaman fiziksel güç kullanımı demek değildir. Cinsel şiddet failleri, birini rızasının olmadığı cinsel davranışlara duygusal baskı, psikolojik yönlendirme, tehdit, şantaj vb. yöntemlerle de zorlayabilir.

Bunun yanı sıra, hiyerarşinin olduğu eşitsiz ilişkilenmelerde failler sahip oldukları ayrıcalığı veya statüyü de zor kullanma aracı haline getirebilir. Bir cinsiyete, yönelime veya kimliğe yönelik toplumsal baskılardan, bir mesleğe yönelik önyargı ve genellemelerden güç alarak şiddet davranışında bulunabilirler.

Aşağıdaki örnekler de güç kullanımı ve ayrımcılığa dayalı, bireylere veya kitlelere yönelik cinsel şiddet biçimleri olabilir;

    • Failin partnerinin cinselliğini başkalarınınkiyle kıyaslaması, aşağılaması
    • Evlilik veya ilişki içinde, failin eş veya partneri istemediği yer, zaman ve biçimlerde ilişkiye zorlaması
    • Faillerin mesleki uzmanlıklarını veya statülerini kötüye kullanmalarıyla gerçekleşen cinsel saldırı biçimleri (Örneğin psikolog, psikiyatr, jinekolog, doktor, öğretmen, kamu görevlisi, polis veya diğer meslek uzmanları gibi)
    • Cinsel davranışları küfür veya aşağılama ile özdeşleştiren, tecavüzü normalleştiren şakalar, yorumlar, sloganlar, tezahürat biçimleri veya kitlesel ritüeller
    • Bedenin ve üreme haklarının güç kullanımıyla kontrol altına alınması; doğurmaya veya doğurmamaya zorlamak-mecbur bırakmak (Örneğin kürtaj veya sağlıklı-steril doğum kontrol yöntemlerine erişimin engellenmesi, rızanın olmadığı veya zorunlu kılınan kısırlaştırma operasyonları vb.)
    • Hayvanlara yönelik cinsel istismar
    • Genital sakatlama (kız veya oğlan çocuklarının genital organlarına, beden bütünlüğüne yönelik geri dönüşü olmayan ve tıbbi zorunluluk gerektirmeyen tüm müdahaleler, yasal olarak rıza vermesi mümkün olmayan çocuklara yönelik kültürel ritüeller)
    • Gerçek veya sanal ortamda musallat olma (Israrlı takip/stalking, takipçilik, failin sistematik olarak tehdit/baskı/şantaja maruz bırakması ve cinsel davranışlara zorlaması)

Bu örnekler çoğaltılabilir…

Cinsel şiddeti ifade etmek, bu konuyu yorumlamak veya tartışmak üzere cinsel şiddetle ilgili çeşitli ifadeler ve kavramlar kullanırız. Kullandığımız kavramlar duygu ve düşüncelerimiz kadar, toplumun bize aşıladığı mesajları ve önyargıları da içerir.


Kavramlar neden önemlidir?

  • Kavramlar bir şiddeti tanımlayabilmemiz için önemlidir. Bize yönelik bir şiddet davranışının adını koyamadığımızda üzerimizde yarattığı travmatik etkilerin farkında olmayabiliriz, bunları yok sayabilir veya geçiştirebiliriz. Şiddeti onu tanımlayan bir kavramla ifade ettiğimizde, onu fark etmemiz ve onunla mücadele etmemiz kolaylaşabilir.

    Kullandığımız bazı kavramlar toplum olarak içselleştirdiğimiz yanlış inanışları yeniden üretebilir. Örneğin cinsel şiddetin cinsel dürtülerden kaynaklandığı, hastalık gibi gerekçelerle önlenemez olduğu, faillerin tanıdığımız güvendiğimiz kişiler olamayacağı gibi yanlış mesajlar içerebilir.

    Kullandığımız kavramların şiddet failleri, şiddetten hayatta kalan kişiler ve şiddetin tanıkları üzerinde nasıl bir etki oluşturabileceğini sorgulamak önemlidir. Şiddeti yeniden üreten, genelleme yapan, yargılayıcı ve mağdur suçlayıcı yaklaşım içeren kavram ve ifadeler iyi niyetle kullanılsa da, insanlar üzerinde onları hedef gösteren, travmalarını tetikleyen vb. olumsuz duygular yaratabilir, dahası hak ihlali içerebilirler.

Dilimizi şiddetsiz iletişim ve hak-temelli yaklaşımı destekleyici biçimde kullanabilir, geliştirebiliriz. Kavramlar üzerine düşünüp tartışarak alternatif, güçlendirici kavramlar oluşturabilir ve kullanabiliriz.

Bu bölüm şiddet türlerini açıklamaya yönelik tanım ve örnekler içerdiğinden rahatsız edici olabilir veya şiddet deneyimlerini hatırlatabilir. Lütfen iç sesinizi dinleyin ve kötü hissettiğinizi fark ettiğinizde nefes alıp okumayı bırakabileceğinizi kendinize hatırlatın.


Cinsel şiddet ve istismar konularında sıkça karşılaşabileceğimiz kavramlar şunlar olabilir:

  • Fail: Cinsel şiddet fiilini gerçekleştiren kişi. Hukuk terimi olarak da kullanılır. Bazı yerlerde saldırgan kelimesi de cinsel saldırı uygulayan kişi anlamında kullanılmaktadır.
  • Mağdur: Kendisine haksızlık edilmiş, haksızlığa uğramış kişi anlamına gelir. Cinsel şiddete maruz bırakılan kişi anlamında kullanılır. Aynı zamanda hukuk terimidir.
  • Hayatta Kalan: Hayatının bir döneminde cinsel şiddetin herhangi bir biçimine maruz bırakılmış olan. İngilizce’de survivor kelimesinden gelmektedir. Cinsel şiddete maruz bırakılmış bireyler için, ‘mağdur’ ya da ‘kurban’ yerine daha güçlendirici olan ‘hayatta kalan’ kelimesinin kullanılması tercih edilebilir. Hangi tanımı kullanacağına en iyi kişinin kendisi karar verir.
  • Onay (Rıza): Kişinin belirli bir cinsel davranışı yaşamak istediğini özgür iradesiyle, sözlü veya bedensel ifade yoluyla net ve açık olarak belirtmesi olarak tanımlanabilir. Cinsel davranışın başladığı an kişiden kişiye farklılık gösterir. Onay sınır ihlallerinin önüne geçmek için pratik bir uygulamadır. Onay tek seferliktir. Bir cinsel davranışa onay vermek o davranışın her zaman kabul edileceği anlamına gelmez. Onay geri çekilebilirdir. Bir cinsel davranışa başlamak için onay vermek, onu sürdürmek için de onayın olduğu anlamına gelmez. Hukukta “rıza” kavramı kullanılır. Bir cinsel davranış karşısında sessiz kalmak onay göstergesi değildir. Sürekli cinsel talebin ya da tehdidin olduğu; baskı içeren koşullarda ya da kişinin karar verebilecek durumda olamayacağı durumlarda onaydan bahsedilemez. Cinsiyeti, cinsel yönelimi, cinsiyet ifadesi ne olursa olsun onay kavramı herkes içindir.
  • Tecavüz: Kelime olarak sınırı aşmak, geçmek, saldırmak anlamındadır. Türk Ceza Kanunu’nda tecavüz bedene organ veya bir cismin penetre edilmesi ile oluşan suçtur. Tecavüz yetişkine yönelik gerçekleştiğinde “nitelikli cinsel saldırı”, çocuğa yönelik gerçekleştiğinde “cinsel istismar” suçu olarak tanımlanır.
  • Çocuğun Cinsel İstismarı:  Sadece cinsel istismar tanımı da yeterlidir. Cinsel istismar, uluslararası sözleşmeler ve ulusal hukuk metinlerinde çocuk olarak tanımlanan bireylerin (18 yaşına kadar her birey çocuktur), bir yetişkin tarafından cinsel olarak sömürülmesi olarak tanımlanır. Aile içinde gerçekleştiğinde “aile içi cinsel istismar” olarak adlandırılır. Çocuklar; korunma, destek ve doğru uzman yaklaşımıyla yaşadıkları cinsel istismar sonrasında şifa bulabilir, mutlu ve üretken bir yaşama sahip olabilirler. Sessizliği kırmak, her istismarın bildirimini yapmak ve cezasızlığı kaldırarak adaleti sağlamak ilk adımdır.
  • Erken Yaşta Zorla Evlendirme:  Yasal olarak onay veremeyen ve sözleşme imzalayamayan bireylerin, yani çocukların evlendirilmesi bir istismar biçimidir ve suçtur. Bazı kültürlerde rızası inşa edilen veya ebeveynlerin evliliğe zorladığı ergenler de bu şiddet türüne maruz bırakılır. Çocukların ve ergenlerin evlendirilmesi, çalıştırılması, ticari amaçlı sömürülmeleri çocuk hakları ihlalidir. Aynı zamanda çocuklar üzerinde doğrudan veya dolaylı ekonomik, fiziksel, duygusal ve cinsel şiddet uygulanması anlamına gelir.
  • Pedofil: Pedofil tıbbi bir terimdir. Yetişkin bir kimsenin cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlık olarak tanımlanır. Pedofil teriminin cinsel istismar faili anlamında kullanılması yanlıştır. Tüm istismar faillerinin psikoseksüel rahatsızlıktan kaynaklı şiddet uyguladıkları yanlış inanışına ya da pedofili teşhisi olan kişilerin bütününü de istismarcı olarak etiketlenmesine sebep olabilir.
  • Tecavüz Kriz Merkezleri (TKM): Temel olarak tecavüz, cinsel istismar ve cinsel şiddete maruz bırakılan kişilere destek hizmeti veren, toplum temelli işleyen sivil kurumlardır. Türkiye’de henüz Tecavüz Kriz Merkezleri bulunmamaktadır, birçok farklı ülkede TKM’lerin farklı modelleri bulunmaktadır. Tecavüz Kriz Merkezleri hizmetleri; hayatta kalana ve yakınlarına hukuki-adli süreçte destek sunulması, acil kriz hattı hizmetiyle başvuruların alınması ve takibi, sosyal destek koruyucu-önleyici programları ve topluma yönelik farkındalık arttırıcı eğitim programları olarak kategorilendirilebilir. TKM’ler her zaman hastane içinde bir birim olarak bulunmazlar. Bir ulusal ağa bağlı ülke genelinde çalışabilir ya da yerel hizmet verebilirler. Bağımsız çalışan ve stratejik ortakları olan kurumlar olarak çalışabilirler. Sığınma evi veya kadın danışma merkezi içerisinde bir birim olarak çalışabilirler. Bakanlık veya belediyeye bağlı bir merkez olarak hizmet verebilirler. 
  • Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM): Türkiye’de çocuk ihmali ve istismarına yönelik destek hizmeti vermek üzere özel olarak tasarlanmış kamu kurumlarıdır. Türkiye’de yetişkinlere yönelik henüz verilemeyen tek kapı hizmet modeli ÇİM’ler aracılığıyla çocuklara verilebilmektedir. Cinsel istismara maruz bırakılan çocukların koruma altına alındığı, ifadesinin çocuğu örselemeyecek şekilde bir kere alındığı, adli muayene, sağlık, psikolojik ve hukuki hizmetlerin tek bir yerde verildiği merkezlerdir.
  • Acil Destek Hattı: Acil destek hatları tecavüz ve cinsel saldırı durumlarında kriz yönetimi ve yönlendirme yapan telefon hatlarıdır. Sadece danışma hizmeti vermedikleri için 7-24 hizmet vererek yönlendirme yapabilmesi; bu konuda özel eğitim almış deneyimli uzman psikologların bu hatlarda çalışması, bu hizmete yönelik bir standarttır. Cinsel saldırı ve tecavüz vakaları travmatik ve şok yaratabilen durumlar olduğundan hayatta kalana doğru yaklaşım, bilgi ve güvenlik ihtiyacının gerekli yönlendirmeler yapılarak karşılanması, talep durumlarında hayatta kalanın hastane, polis gibi süreçlerinde vakit geçirmeksizin bu konuda eğitimli ve deneyimli avukat, psikolog ve sosyal çalışanlara erişebilmesini sağlamak gibi işlevleri bulunur. Ülkemizde sadece cinsel şiddete özel bu hizmeti verebilen ulusal veya yerel bir acil hat bulunmamaktadır. Acil durumlarda 183 Sosyal Hizmet Hattı ve 155 Polis İmdat aranabilir.
  • Destek Birimleri: Destek birimleri, cinsel şiddet türlerine yönelik, şiddete maruz bırakılanlara destek hizmeti veren sivil, yerel veya kamu kurumlarına ait birimlerdir. Örneğin bir belediyenin “Alo kadına yönelik şiddet hattı”, Aile ve Çalışma Bakanlığı'na bağlı sosyal hizmet merkezi, bir sivil toplum kurumunun yürüttüğü danışma hattı, kadın sığınağı gibi dayanışma ve destek sunan birimler destek birimleridir. Baro’lara bağlı adli yardım büroları, aile içi şiddete yönelik savcılık birimleri, aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele asayiş birimleri gibi polis birimleri, ÇİM’ler, Çocuk Koruma Merkezleri, okulların rehberlik birimleri, danışma merkezleri veya danışma hatları da destek birimleridir.
  • Tecavüz Kiti: Tecavüz veya beden bütünlüğüne yönelik cinsel saldırı sonrası yapılan adli tıp muayenesinde, bedenden delil toplamayı ve bunları yok olmadan uzun süre muhafaza edebilmeyi kolaylaştırmak için tasarlanmış tek kullanımlık araç takımıdır. Tecavüz kitinin içinde beden muayenesinde elde edilen delilleri toplamak ve saklamakta kullanılan araç ve materyaller bulunur. Bir kutu veya büyükçe bir kâğıt zarf şeklinde olabilir. Tecavüz kitleri, faile ait DNA vb. deliller toplandıktan sonra mühürlenerek yıllarca saklanabilmektedir. Bunun amacı, saldırıya uğrayan ve çeşitli sebeplerle henüz resmi bildirim veya şikâyette bulunmak istemeyen hayatta kalanların, kendilerini güvende ve hazır hissederek suçu bildirene kadar suçu ispatlayacak delillerin muhafaza edilmesidir. Türkiye'de maalesef resmi şikâyette bulunmadan adli muayenenin yapılması, tecavüz kitlerinin hayatta kalanın ismi kayıtlarda geçmeden anonim olarak saklanması gibi bir uygulama bulunmuyor.


Cinsel şiddet konusu kapsamında Türkçede yeteri kadar tanım bulunmuyor. Bu yüzden bir şiddet davranışını, duygusal baskıyı, bir ayrımcılık türünü, bir durumu veya tekniği tanımlayabilmek için bazı yabancı kavramları kendi dilimizde kullanma ihtiyacı hissedebiliyoruz. Sadece şiddeti tanımlayan değil, şiddet yaşayanı destekleyen ve güçlendirici kavramların da bir kısmı yabancı kelimeler olarak dilimizde kullanılıyor.

Gündelik hayatta kullandığımız birçok terim farklı dillerden Türkçeye çevrilmiş veya kökeni farklı dillerde olup dilimize geçmiş olsa da; bu bölümde daha az bilinen ve kullanılan bazı kavramların açıklamaları bulunmaktadır.

  • Tetikleyici: Travmatik bir olayın yaratmış olduğu bir tepki yapısını harekete geçiren uyaranlar olarak tanımlanabilir. Tetiklenmek; görme, işitme, tatma, koklama ya da dokunma duyularımızın uyarılmasıyla yaşamış olduğumuz travmatik bir olayı hatırlamamız, hissetmemiz ve farklı düzeylerde benzer duyguları tekrar yaşamamızı ifade eder. Tetikleyici olayın ya da nesnenin kendi içinde travmatik olması gerekmez, sadece hatırlatıcı olması yeterlidir. Örneğin belli bir ses, koku, manzara, renk, özel bir gün vs. de tetikleyici olabilir. Tetikleyici uyaranların etkisiyle travma sonrası stres bozukluğu semptomları, geri dönüşler (flashback), gerçeklik kaybı ya da kaygı ve huzursuzluk ortaya çıkabilir. Şiddet içeren anlatı ve paylaşımlarda olumsuz duyguları tetikleyebilecek, karamsar, çaresiz, mağdurlaştırıcı bir dil kullanmak yerine güçlendirici, olayı toplumsal bileşenleriyle ele alan, hak talep eden ve dayanışmayı ön plana çıkaran bir dil/yaklaşım kullanmak tetikleme/tetiklenme riskini azaltır.
  • Tetiklenmek: Görme, işitme, tatma, koklama ya da dokunma duyularının uyarılmasıyla; geçmişte yaşanan travmatik bir olayı hatırlamak, hissetmek ve benzer olumsuz duyguları farklı düzeylerde tekrar yaşamaktır.
  • Onay İnşası (Manufacturing/Constructing Consent): Kişinin onay vermediği herhangi bir cinsel davranışta onay almak için kişinin karar verme yetisini manipüle etmek olarak tanımlanır. Israr, yalan, duygusal tehdit, ikna süreçleri (hediyeler, maddi destek ve ikram), duygusal baskı (kişiye kendini suçlu hissettirme), kaygıyı azaltma (birliktelik üzerine verilen güvenceler) gibi fiziksel zorlama içermeyen yöntemler kullanılır. Arzu ve onay birbirine karıştırılmamalıdır. Bir kişiyi ya da cinsel davranışı arzulamak, o davranışa onayınız olduğu anlamına gelmez. Her birey cinsiyetinden/cinsel kimliğinden bağımsız olarak, cinsel davranışlara onay vermeyi veya vermemeyi seçer. Onayın inşa edilmesi, bu seçimlerin bulanıklaşmasına ve hayatta kalanın maruz bırakıldığı şiddeti çok sonra fark etmesine sebep olabilir. Onay inşasını başkaları üzerinde kurabildiğimiz gibi, toplumun dayattığı rollerle kendimiz üzerinde de kurabiliriz. Onay inşasının sorgulanması; kendimizi ve birbirimizi dinleme, iletişim kurma, bilgilerimizi değil duygularımızı anlama ve ifade etme, sınırlara saygı gösterme üzerine bir güçlenme ve özgürleşme sürecidir.
  • Öz Yardım (Self Help):  Kişinin kendi çabası, kaynakları ve iradesi ile duygusal, psikolojik ve somut temelde bir problemi aşmakta ihtiyaç duyduğu desteği kendine sağlamasıdır. Kendine yardım etme, kendine destek olma, kendini güçlendirme anlamında kullanılır. Travma sonrası şifa bulma sürecimizde kendimize iyi gelen veya bizi ikincil travmalardan koruyan şeyleri keşfedip uygulamamız öz yardımdır. Bir başkasından gelecek desteğe ve dayanışmaya ya da profesyonel bir yardıma duyduğumuz ihtiyaç kadar; biz de kendimize destek olabilir, kendimizi sevebilir ve ona iyi bakabiliriz. Hangi yöntemin bize iyi hissettirdiğini, şifa verdiğini deneyerek bulabilir; bunun yanında çeşitli kaynaklardaki önerilerden yararlanabiliriz.
  • Öz Savunma (Self Defence): Türkçede self-defans veya kendini savunma olarak kullanılır. Bir kişinin kendisine yönelik şiddet içeren bir saldırı karşısında, gerektiğinde fiziksel güç de kullanarak kendini koruması anlamındadır. Hukukta bu kavram nefsi müdafaa veya meşru müdafaa olarak kullanılır ve kendini koruma amacıyla yapılan fiziksel eylemlerin yasal olarak da meşruluğunu ifade eder. Öz savunma aynı zamanda öz yardım sürecinin de bir parçası olarak kendimizi korumak, savunmak ve güçlendirmek için uyguladığımız yöntemlerdir. Bu yöntemler hem fiziksel, hem de zihinsel yöntemler olabilir. Birlikte direnme ve dayanışma da öz savunmanın bir parçasıdır.
  • Güvenlik Planı: (Safety Plan) Güvenlik planı bizim kendi koşullarımıza göre kendi yaşayabileceğimiz riskleri değerlendirerek ve kendi güvenliğimiz için oluşturduğumuz bize özel acil durum planlarıdır. Şiddete halihazırda maruz bırakılıyorsak, risk altında olduğumuzu düşünüyorsak bu planı gerektiğinde uygulamaya koymak üzere hazırlayabiliriz. Olası bir şiddet veya şok durumunda, ne yapacağımızı bilemediğimiz bir ortamda harekete geçmemizi ve kendimizi korumamızı kolaylaştırabilir. Bir güvenlik planını yapmak için destek sistemimizdeki birinden, bir sosyal çalışandan yardım isteyebiliriz. Aynı zamanda hazırladığımız planı uygulamak için önceden prova da yapabiliriz. 
  • Destek Sistemi (Support System): Cinsel şiddet sonrası iletişim kurabileceğimiz, destek isteyebileceğimiz kişilerden oluşan ağ olarak tanımlanır. Bu kavram, herkesin küçük ya da büyük, destek alabileceği, yardım isteyebileceği kişilerden oluşan bir iletişim ağı olabileceğini anlatır. Cinsel şiddet sonrası şifa bulma yolunda önemli adımlardan biri destek almaktır. Destek sistemi; kendimize göre seçeceğimiz güvendiğimiz kişilerden oluşan iletişim ağı anlamında kullanılır. Bu kişiler mutlaka uzman ya da profesyonel olmak zorunda değildir, olabilirler de. Güvendiğimiz bir arkadaşımız (ya da arkadaşlarımız) aile üyelerimiz, psikolog veya psikiyatrımız, aynı inancı veya yaklaşımı paylaştığımız biri olabilir. Kişisel destek sistemimiz dışında; birbiriyle koordineli çalışan sivil ve kamu kurumlarından oluşan destek ağını da, yaşadığımız ülkedeki “kurumsal destek sistemi” ya da “destek birimleri” olarak  ifade edebiliriz.
  • Tecavüz Kültürü (Rape Culture): Tecavüz ve cinsel şiddet biçimlerinin çok yüksek oranda görüldüğü kültürlerde tecavüzün ataerkil normlar ve yanlış inanışlar yoluyla normalleştirilmesidir. Tecavüz kültürü İngilizce’de “rape culture” olarak aktif kullanılan çeviri bir kavram. Ancak Türkçe’de yerelleştiği söylenemez. Kökeni “üretmek, yetiştirmek” anlamına gelen “kültür” kavramına İngilizce’de daha tarafsız, Türkçe’de ise daha çok olumlu ve aidiyete yönelik anlamlar yüklendiğinden Türkçe'de aynı yaygınlıkta henüz kullanılmamaktadır. Tecavüz kültürü ifadesi; tecavüz bir kültür olmasa da, yüzyıllar boyunca toplumun derinine işleyip kemikleşen ve erkeğin tecavüzünü normalleştiren ataerkil algıyı örgütleyip beslemesi açısından eleştirel bir yerden kullanılıyor. Bireysel sahiplenmeyi değil, toplumdaki o genel kabul ve yadırgamama üzerinden kodlanıyor. Tecavüzün normal olduğu yaklaşımının (erkektir yapar, kadın kuyruk sallamıştır vb.) kadının güvenilmez olduğu algısının (kadının sözüne güvenilmez, kadın aldatır, şeytandır vb.) erkeğin doğal suçsuzluğuna olan inancın (erkeklerin hormonlarının, beyinlerinin, cinsel dürtülerinin kontrol edilemez olduğu iddiası) hayatın her alanında sosyal olarak inşa edilerek aktarılmasına tecavüz kültürü deniliyor.
  • Onay Kültürü (Consent Culture): Duygulara ve cinselliğe dayalı tüm ilişkiler ve ilişkilenmelerde rızanın varlığının sorgulandığı ve konuşulduğu bir iletişim biçiminin toplumda yerleşmesidir. İngilizce’de “consent culture” olarak kullanılan bu kavramı Türkçe‘ye “onay kültürü” olarak çevirmeyi tercih ediyoruz. Rıza kavramı hem Türkçe‘de hem de İngilizce’de olumlanan onayı, ya da olumlayarak istemeyi tam olarak karşılamadığından ve daha çok hukukta kullanıldığından bu tercih yapılmaktadır. Onay kültürü, her zaman ve her koşulda cinsel davranışlara onay verilmesi demek değildir. Aksine; her zaman ve her koşulda, bir cinsel davranışa yönelik olumlanan onayın olup olmadığının sorgulanması ve kişilerin birbirinin sınırlarına saygı duymalarına dayalı bir iletişimin o toplumun kültürüne yerleşmesi demektir. Onay kültürü; çocukların hayır ya da evet derken kendilerini dinlemeleri ve kendi sınırlarını keşfetmeleri üzerine yetiştirildiği, toplumsal cinsiyet rollerine göre ayrıştırılarak kişilerin arzularını ifade etme veya gizleme üzerinden baskılanmadığı, onayın olmadığı cinsel davranışların teşvik edilmediği ve şiddetin çeşitli gerekçeler ve yanlış inanışlar aktarılarak kişilere öğretilmediği bir kültürü yansıtmaktadır.
  • Güveni Kötüye Kullanma (Abuse of power): Bir kişi, grup ya da kurumun elindeki yetkiyi, nüfusu, mevki ve makamı faydalanma amaçlı kötüye kullanmasına denir. İdari yetkinin, mesleki uzmanlığın, ünlü/bilinir olmaktan kaynaklı nüfusun, şöhretin ve benzeri güç unsurlarının kötüye kullanımı ile gerçekleşen istismar ve şiddet biçimlerini anlatır. Örneğin;
    • Dini cemaatlerde, çeşitli makamlarda bulunan kişilerin toplumsal güveni kötüye kullanarak uyguladıkları cinsel saldırı ve cinsel istismar;
    • Doktor, jinekolog, psikolog gibi mesleki uzmanların görevlerini kötüye kullanarak hastalarına/danışanlarına cinsel saldırıda bulunmaları;
    • Polis, hakim, savcı gibi kanun uygulayıcıların yetkilerini kötüye kullanarak uyguladıkları şiddet türleri;
    • Ünlülerin, sanatçı ve aydınların, tanınmış kişilerin toplumla oluşturdukları güven ilişkisi ve hayran kitlelerinden faydalanarak duygusal, fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet uygulamaları ve bu şiddet türlerini meşrulaştırmaya çalışmaları
  • Mağdur Suçlayıcılık (Victim Blaming): Yaşanılan bir mağduriyette çeşitli gerekçelerle kabahati o mağduriyeti yaşayan kişiye yapıştırarak faili aklayan yaklaşımdır. Cinsel şiddet durumlarında, mağdur olan kişide kusur ya da kabahat bulmaya çalışılarak mağduriyetin kendisinin o kusur üzerinden ortaya çıktığı mesajı verilir. Örtük ya da açıkça mağdurun şiddeti hak ettiği telkin edilir. Mağdurun cinsel şiddeti hak etmediğini ispata çalışan çeşitli ahlaki-toplumsal gerekçeler sunulması da aynı yaklaşımı beslediği için dolaylı olarak mağdur suçlayıcılıktır. Kişinin yaşadığı şiddeti gizlemek zorunda kalmasının önemli sebeplerinden biridir. Cinsel şiddetin sürekli mağdur olan kişi üzerinden konuşulmasına, faillerin yok sayılmasına neden olur. Cinsel şiddet üzerine konuşan, yazan, yorum yapan herkesin, kendinde ve diğerlerinin yaklaşımında mağdur suçlayıcılık olup olmadığını sorgulaması ve üzerine farkındalık geliştirilmesi önemlidir.

  • Mobbing (Mobbing): Daha çok iş yerinde (ya da okulda) gerçekleşen psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı verme sonucu yıldırma olarak kullanılır. Fail bir kişi veya bir grup insan olabilir. Bir grubun ya da tek bir kişinin hiyerarşik olarak güç kullanabilecekleri birine (veya bir gruba) yönelik korkutma, sindirme, caydırma, dışlama, aşağılama içeren ve mağdur edilenin psikolojik ve/veya fiziksel zarar görmesine neden olan davranışlardır. Bu davranışlar farklı şiddet türlerini içerebilir.
  • Ensest (Incest):Birinci derece kan bağı olan kişiler arasında gerçekleşen cinsel davranışlara denir. İngilizce ve Türkçe’de yetişkin, çocuk ve ergenlere ebeveynleri, kardeşleri veya birinci derece akrabaları tarafından uygulanan cinsel saldırı ve istismar suçlarını adlandırmakta kullanılır. Bu tanıma alternatif olarak; şiddet yetişkine yönelik ise “aile içi cinsel saldırı”, çocuğa yönelik ise “aile içi cinsel istismar” olarak da tanımlanabilir.
  • Seyirci Kalan (Bystander): Bir şiddet ve zorbalık durumuna tanık olduğunda şiddet davranışına seyirci kalan veya müdahale etmeyen kişi/ler için kullanılır. Şiddet sonrası sosyal medyada veya benzeri mecralarda da seyirci kalınabilir. Seyirci kalanlar bilinçli ya da bilinçsiz failin şiddet davranışına devam etmesine ve şiddetin kabul görmesine neden olabilirler. Bazı seyirci kalanlar gülerek ya da destekleyici yorumlar yaparak şiddeti destekleyebilir.
  • Müdahale Eden (Upstander): Çevresinde biri şiddet davranışına veya söylemine maruz bırakıldığında olaya seyirci kalmayıp müdahale eden, şiddete veya zorbalığa maruz bırakılanı destekleyen, gerekirse yardım çağıran, tanık olduğu şiddete sessiz kalmayarak mücadelede sorumluluk alan kişiler için kullanılır. Müdahale edenler dijital ortamlarda da tanık oldukları şiddet türleri üzerinden tepkilerini gösterebilir, direkt veya dolaylı yoldan şiddetle mücadele edebilirler.
  • Gaslighting: Kişiyi kendi algısından ve hafızasından şüphe duyacak hale getirecek şekilde sürekli manipüle etmek olarak tanımlayabileceğimiz bir duygusal şiddet türüdür. 1944 yapımı ‘Gaslight’ filmiyle ortaya çıkmış ve sonraları psikolojide ‘gaslighting’ kavramı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Failin bir duygusal/maddi çıkar elde etme amacıyla bilinçli hareket etmesi ölçüttür. Uygulanabilecek manipülasyon yöntemleri çok farklılık gösterebilir. Gaslighting için sabit olan, maruz bırakılanın yaşadığı üzerinden “sürekli kendi gerçekliğinden, algı ve hafızasından şüpheye düşmesi” denilebilir. Ancak suçlu hissettirilme ve yaşadığı sorunu dile getirmek isterken kendini özür dilerken bulma gibi durumlar da, failin bilinçli/bilinçsiz hareket etmesine bakılmadan gaslighting olarak nitelendirilebiliyor. Duygusal bir şiddete maruz bırakıldığını hisseden ama ne olduğunu tanımlayamayan birçok insan için yaşadığını anlamlandırma konusunda oldukça yol gösterici olmuştur. Son zamanlarda Türkçe’de “gaz lambası” çevirisiyle kullanılmaya başlanmıştır.

Anket Questionnaire

Bu yazıyı yararlı buldunuz mu?

Did you find this text helpful?

Cinsel şiddet ile ilgili bilgim arttı.
Bu yazıyı sizin için nasıl daha yararlı hale getirebiliriz? (İsteğe bağlı)

* Yorumunuza kişisel bilgileri eklemenize gerek yoktur, bu anket anonimdir.

Cevaplarınız başarıyla eklendi! Your answers are added successfully!